Federal Coffee Company – Ankara
27 Temmuz 2016
Fit Kurabiye
22 Eylül 2016

Veda

Vedaları sevmiyorum.
Çok sancılı günlerin ardından da gelmiş olsa sevmiyorum.
Her şeyin daha iyi olacağını hissetsem de yeni şeyler benim için hep ürkütücü.

Hiç sevmiyorum sandığım ne çok şeyi seviyormuşum oysa.
Evime giden yokuşlarda terlemek bile benim için ne de özelmiş.
Evime gidiyormuş çünkü o yol.
İlk evimmiş orası benim.
Kirası çoktu diye düşünüp düşünüp oturduğum o ev, benim yuvammış.
Perdeci salona 19,5 metre gidecek dediğinde, o pencere neden büyük diye burun kıvırmıştım.
Daha dündü sanki.

Ailemin evine gittiğim o geceler.
O zaman da kıymetini biliyor insan.
Ama gel bir de şimdi gör beni.
Hafta sonları birlikte alış verişe diye çıkıp çay içtiğimiz annem varmış.
Abla sende kalacağım dediğinde, evimi cennet bahçesine çeviren bir de kardeşim.
Benim gizli sırdaşım, arkamda dağ gibi duran babam varmış.
Kalbime cam kırığı mı batırdılar koşarmışım baba evine.
Sarar sarmalar kucaklarlarmış beni.
Evlat olmak, aile olmak güzel şeymiş.
Hele aynı şehirde.
Bi aktarmalı da olsa varabilmekmiş o sıcaklığa.
Açabilmekmiş yüreğini hiç düşünmeden.

Yapılacak ne var ki şu şehirde derdik.
Yapılacak çok şey varmış.
Soluduğun havayı sonmuş gibi içine çekince anlıyor insan.
Baktığın yüzleri unutmamak için hafızana kazırken anlıyorsun, o yüzler ne de içtenmiş.
O sokaktan o çukura arabayı düşürmeden son kez geçerken anlıyorsun.
Anne iftarda sizdeyiz demek ne büyük lüksmüş, son iftar olunca anlıyor insan.

Her şey mükemmel değildi elbet.
Onca acı, onca gözyaşı, onca hayal kırıklığı da gömmüşüm ben bu şehre.
Ama çok sevdiklerin oldu mu aşılamayacak şey yokmuş.
Kaybettiğim çok şey de oldu.
Hep benimle olanlar oldukça o da önemli değilmiş.
Boşmuş.

Yaşım 26 imiş.
20’ler burada güzelmiş.
Kim bilir 30 olunca, döneriz, belki.

‘Uzakta olsunlar ama sağ olsunlar’ cümlesini kurmak için yaşamak gerekiyormuş.
Yaşayınca anlıyormuş insan.
Bu kadar çaresiz bir cümle, ancak yaşayınca görülüyormuş.

Şimdi buradan 1000 km uzaklara bakınca görüyorum ki vedalar zormuş.
İçi sökülürmüş insanın.
Konuşsan zift dökülecek gibi olurmuş dudaklarından.

Susmak en iyi çareymiş.
Yine, yeniden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: