Benimle bi kahve?
26 Ekim 2017
Ayla
31 Ekim 2017

Varmak Değil Gitmek

Babam emekli polis. Çok şehir gezdik. Çok yol kat ettik. Çok ev değiştirdik biz. Ve pek çok gönül kazanıp pek çok gönül kaybettik. Gitmek mi zor kalmak mı zor sorusunu sorardı annem hep. ‘Gitmek’ en zoru diye düşünürdük.

20 günlük senelik izinle akraba ziyaretleri yapardık. 1000 km yollar aşardık ulaşmak için Eskişehir’e. Sabah 4-5 gibi çıkmak için sözleşir, hiçbirimiz uyuyamazdık seviçten. Yola çıkma saati 3 e çekilirdi, sonra ise 2’ye.

Annemle babam arabanın arka koltuğunun arasını valizlerle doldururlardı bir gece önceden. Hilal’le ikimizin yatakları hazır olurdu haliyle. Uyumak istemezdik, evcilik oynamak isterdik hep. Ama ben dayanamaz yenilirdim uykuya.

Karlı yollar teperdik bazen Maden’de. Bazense Adana otobanında sıcaktan kavrulurduk. Antep’te çorba içmek için mola verirdik. Urfa’da damda yatan insanlara şaşırırdık. ‘Damdan düşerek pek çok insan ölüyor her yıl’ derdi babam. Garip gelirdi. Pozantı’yı geçene kadar çay içemezdi annem. Kaçak çay midesine dokunurdu. Ama Pozantı’yı gördük mü mutlaka çay molası verilirdi, demir sandalyeleri olan bir yerde.

Her yıl yola çıkmadan bir kasetçi bulurduk. Annemle babam, daha çok annemin istedikleri ağırlıklı olan kasetler doldurturlardı. Ferdi Tayfur üst üste söylerdi haliyle. Bülent Ersoy’dan veya Zerrin Özer’den bir şarkı çaldı mı anlardık babamınkiler olduğunu. Müzik tınılarına kadar ezberlerdik şarkıları. Hilalle birlikte bağıra bağıra söylemek isterdik, annemle babam da katılırdı bize.

Pencereden bakarken erezyon için setler çekilen bazı dağlar görürdüm. İlkokul 3’tüm sanırım, yeni öğrenmiştim. Anlatırdım Hilal’e, o da öğrensin isterdim. Henüz 5 yaşında. Babam arabanın orta aynasından bakardı bana, gurur duyardı. Hissederdim, görürdüm gözlerinde. 95 alamayınca ağlayan çocuklardandım çünkü ben.

Annemin ayaklarının etrafında muhakkak bir kaç poşet ve yiyecek içecek bir şeyler olurdu. Arka koltukta önümüze açılan peçetelere leblebi şekeri konulurdu. Biz piknikçilik oynardık.

Güneş gözlükleri vardı annemin. Çok severdi. Arabaya binince takardı muhakkak, babam tatlı tatlı kızdırırdı onu.

O yol boyunca olanları düşünüyorum da şimdi; varmak değil gitmekti sanki önemli olan. Gitmek, bir aile olarak. Sevgiyle beslemek güzel bir yuvayı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: