Sini Kahvaltı / Ayder Yaylası
28 Mayıs 2017
Benimle bi kahve?
26 Ekim 2017

Uzun İnce.

Yaklaşık 3 aydır blogumu çok boşladım. Aslında yazacak o kadar çok şey biriktirdim ki.. Bir başlasam anlatmaya, gerisi gelecek eminim. O ilk yazıyı, o ilk satırları yazmakla başlayacak zaten her şey.
Geçen 3 ayda neredeyse hiç kitap okumadım. Ama hep eksik hissettim kendimi. Hep yarım. Biraz okusam bir yol bulacakmışım gibi. Biraz okusam merhem olacakmış yaralarıma gibi.

Pek çok yeni yer gezdim. Çok kahve içtim, çok kahvaltı ettim. Denizi kokladım, vapura bindim. Martılar ilk defa bu kadar yakınımdan uçtu. Eminönü’nde balık ekmek yedim, hemde 2 defa. İced kahveler yoldaşım oldu, hemen hemen her gün.

Ailenin ne demek olduğunu bin kere daha anladım.Ve onlar olmadığında nasıl da kimsesiz olduğumu.

Çok ağladım ve çok güldüm. Sabrettim. Her sabaha yeni bir umutla başlayıp akşamları boşvermişliğe bürünüp geceleri korktum. En büyük güvensizliğin; geleceğin nasıl geleceğini bilmemek olduğunu fark ettim.

Öyle günler yaşadım ki; bu acının üzerine yaşanabilecek en büyük acı ölüm acısı olsa gerek dedim. Ama yine de tutundum/k. Annem hep beni avuturdu, ilk defa ben de avuttum annemi. Herkesin derdi kendine büyüktür boşverelim dediğimde, ilk defa annem; ‘bizimki kadar değil’ dedi. Öyle günler geçirdim ki; bir telefon onca yangına su dökecekti.

Bir yandan da hayat aktı işte.. Uyuduk, uyandık, yeni yerler gördük. Çay içtik, bazense kahve. Ağladık, diyet yaptık, kutlamalar yaptık. Yollara çıktık, hayal kurduk, küfürler savurduk. Eğlendik, alış veriş yaptık, kırdık. Ve kırıldık muhakkak. Unuttuk, hatırladık. Bir de baktık aslında hiç unutmamışız.

Büyüdük.
Uzun İnce Bir Yoldayım. Gidiyorum Gündüz Gece. Bilmiyorum Ne Haldeyim.
Gidiyorum Gündüz Gece
.

Aşık Veysel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: