Gökyüzünde Bir Yerlerde..
10 Kasım 2015
Roma 1
15 Kasım 2015

Tur mu Bireysel mi?

İçinize gezme aşkı düştü ve siz bir türlü atamıyorsunuz..
İlk olarak turla gideyim, turla dediniz..
Sonucunda turlar herşeyi düşünür ayarlar, size ise bir tek valiz hazırlamak kalır..

İşte tam orada durun!
Bu yazım tam da şuan bulunduğunuz yerde olanlara;

Hangi Tur rehberi size sokaklarda kaybolmayı vadedebilir?



Başka yerlere gidip başka yaşantılara tanık olmak istediğimiz anda aklıma gelen ilk şey bir tura kaydolmak oldu.
Ben ilk gezimizde turla gidelim, daha sonrasında kendimiz gideriz diye düşündüm.
Ancak eşimin turlara önyargılı olması nedeniyle bu süreçte pek çok seyahat blogunu okumaya, izlemeye, instagram hesaplarından takip etmeye başladım.

Aslında buradaki ince nokta bence gezmekten istediğimizin ne olduğu.
Esnetilmesi güç plan dahilinde mi hareket etmek istiyorum yoksa kendi planımın sahibi tamamen ben mi olmak istiyorum?
İşte bu soruya verdiğimiz cevap, tur için pek de istekli olmadığımızın göstergesi oldu.

Bir yıllık çalışmanın mükafatı olarak birşeyler yapmak istiyorduk ve bu mükafat bizim planımızdan başkası olmamalıydı.

Evet bireysel olarak gitmek turla gitmeye göre daha fazla sorumluluk, daha fazla araştırma süreci, daha fazla çaba demekti.
Ancak inanın okunan rehberler, haritadan işaretlenen yerler kadar güzel bir çaba yok.

Biletlerimizi alana kadar gel git içerisinde olduk.
Derken bir gün dönemsel bir indirim haberi ile gidiş ve dönüş uçak biletlerimizi aldık.
Ankara Balgat’taki Coffe Lab’da kafenin kapanmasına on dakika vardı.
On dakika sonra kapatıyoruz diyen garsonun sesini duyduğumuzda biz tam olarak bilet saati seçmeye çalışıyorduk.
En son ben;
-‘Bu kadar acele etmesek mi, napıyoruz biz’ derken eşim;
-‘Şimdi aldık aldık, sonra diye diye sonra oldu’ diyordu.

Eve gelirken gülmekten karnımıza ağrılar girdi.
Saf bir sırıtma, korku, heyecan hepsi iç içe.

Eşim hava durumu nasıl ki acaba o zaman derken, ben İtalya’dan sonra İspanya’da nereden çıktı diye soruyordum 🙂
Üstelik koskoca 2 haftaaa! 🙂

O tatlı heyecan hala üzerimde 🙂

Gidiş ve dönüş biletlerinin içini ise zamanla otel rezervasyonları, tren ve uçak biletleri, havalimanı transferleri, haritalar ve rehberler ile doldurduk..

Evet tam bir deli cesareti ile bilet aldık.
Belki bizim kadar deli olmayabilirsiniz 🙂

Ama inanın kendi zevklerinizi, ilgi alanlarınızı kimse sizden daha iyi bilemez.
Biz müze sevmeyen, tarihe çok da meraklı olmayan insanlardanız.
Bir şehri sokaklarında doya doya yürümek isteyen, yerel dükkanlarını keşfetmek isteyen, bir yerde oturup kahve içerken insanları izlemek isteyen insanlardan..
Şehri ruhuyla yaşamak isteyenlerden kısacası..

Evet tarihi bilgi hiç yok mu? Elbette var.
Ama bizi boğmayacak kadar, istediğimiz kadar.

Bazen saat 4.30 da uyandık, bazen 9.30 da.
Ama ihtiyacımız olduğu kadar dinlendik, gezebildiğimiz kadar gezdik.
Bizim dilediğimiz kadar.

Bir yerden bir yere geçerken başka insanların gelmesini beklemedik.
İnsanlara göre yaşamak istemedik.
Zaten iş hayatında fazlasıyla ‘insanlara göre’ değil miyiz?

Ve iki haftanın sonunda gördük ki; korkulacak birşey yok.
Ben dil bilmiyorum ki demeyin.
Olduğu kadarıyla anlaşmak mümkün.

Korkuyorum demeyin.
Bizim ülkemizden farklı değil oradaki insanlar.
Yola çıkmadan önce kılıçlarımızı kuşanmamıza gerek yok.

Şuan dünya turunda olan Bestami Köse’nin mottosunu da şuraya bırakayım;

‘Yol açık, yola çık’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: