Küçük Şehir
30 Eylül 2016
Kanaviçe Kitap Ayracı
25 Ekim 2016

Saraybosna’da Ne Yemeli?

Saraybosna her adım atışınızda yüreğinize sızı gibi saplanan bir şehir olmasının yanı sıra damak zevkimize çok yakın yemekleri ile de şüphesiz Balkanlar’ın en lezzetli durağı. Öyle ki ne yesem diye düşünmenize hiç gerek kalmıyor. Baş Çarşı’da sıra sıra bulunan dükkanlardan herhangi birine girip kendinize ziyafet çekebilirsiniz.

Balkan ülkelerinde Türkçe bilen insanlarla karşılaşmanız gayet olası. Ancak Saraybosna’da bu durum değişiyor; adeta bilmeyen insan yok. Çarşı da dolaşırken size Türkçe seslenen, Türkçe ’gel abi, abla’ diyen pek çok insan var. Turist kafilelerinin çoğunluğunu da Türkler oluşturduğu için hiç yabancılık çekmiyorsunuz.

Biz yeni bir yere gitmeden önce tarihi yerler kadar yenecek yemeklere de önem veren bir çiftiz. Bunun yemeye düşkün olmamızla ilgisi yok, öhüm öhüm. Sadece gastronomik bla bla diye yalan söylemek isterdim, ama söylemeyeceğim 🙂

Bir önceki durağımız Sırbistan olduğu için Saraybosna’ya gelir gelmez kendimizi hemen et yiyebileceğimiz bir yere attık. Bunun için tercih ettiğimiz mekan Başçarşı’nın başında yer alan ’Ferhatovic Cevabdzinica Petica’ oldu.  Önüne vardığımızda içerisinin ve dışarısının tıklım tıklım olması bizi şaşırttı. 5 dakika kadar oturabilmek için sıra bekledik.Mekan Başçarşı’daki diğer yerlere nazaran dekorasyon açısından daha güzel. Ve merak edenler için etleri helal. Cevapi, ayran ve cevapiyi kaymakla yemek adetten olduğu için bir de kaymak  söyledik. Kısa bir beklemenin ardından bizim İnegöl köfteye benzer, fakat biraz daha uzun köfteler geldi. Ekmek, soğan ile servis ediliyor. Ve ilk lokmamızı yememizle, o inanılmaz lezzete hayran kaldık. O kadar beğendik ki, yerken kendimizden geçtik. Cevapiden iyi bir performans bekliyorduk, ama bu kadarını değil. Yanında gelen ayran aslında onlar da ’jogurt’ olarak geçiyor. Ve bizim ayranımızla alakası bile yok. Ayranın koyusu, yoğurdun açığı kıvamında ve tuzsuz bir içecek. Çok sevdik diyemem. Ama cevapi kesinlikle tam puan.

Saraybosna’da bir denememiz de Boşnak Kahvesi oldu. Boşnak kahvesini muhakkak duymuşsunuzdur. Ben gitmeden önce araştırırken görmüş ve sunumunu çok orijinal bulmuştum. Aslında bizde de minik bakır cezvelerle servisi yapılsa çok şık olurmuş demiştim. Nitekim hala da aynı fikirdeyim.

Boşnak kahvesi içmek için minicik, inanılmaz otantik bir yer olan ’Miris Dunja’ yı tercih ettik. Kahve bakır tepside bakır cezve,kulpsuz fincan, şeker ve lokum ile sunuldu. Fincanın içerisinde ay ve yıldız vardı. Ay ve yıldız Boşnak kahvesi içmek için kullanılan bütün fincanlarda olurmuş. Ve fincanın içerisinde birazcık su vardı. Kahveyi nasıl içeceğiz acaba diye düşünürken kahvecinin sahibi yardımcı oldu 🙂 Fincandaki suyu cezveye döktü ve kaşık yardımı ile karıştırdı. Ve daha sonra üstündeki köpüğü kaşık yardımı ile fincana aktardı, üzerine de kahveyi tamamen boşalttı. Hazırlanışının adeta bi seramoni halinde olması, bizi sabırsızlandırdı.  Şeker kıtlama olarak tüketildiği için kahveler sade. Bizim Türk kahvesine çok çok benzeyen bir yapısı vardı. İçince verdiği keyiften oldukça memnun kaldık.

Bir diğer durağımızda kahvaltı için tercih ettiğimiz börekçi oldu. Boşnak böreği Türkiye’de denediğimiz bir lezzetti. Ancak gidip yerinde yiyince gerçek Boşnak böreği neymiş anlıyor insan. Börek için de ’Buregdzinica Sac’ ı tercih ettik. Sokak arasında minik bir dükkan. Alanını dışarıya attığı masalarla büyütmüş.

Bu börek üzerine ne yazabilirim, inanın bende bilmiyorum. Biz bir buçuk porsiyon peynirli, kıymalı ve patatesli söyledik. En çok kıymalıyı beğendik. Diğer börekçilere nazaran biraz daha pahalı da olsa lezzetiyle gerçekten hak ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir