Fit Kurabiye
22 Eylül 2016
Saraybosna’da Ne Yemeli?
3 Ekim 2016

Küçük Şehir

Hep büyük şehirlerde yaşamış, hep büyük şehirlerde okumuşum ben. Yeni taşındığımız bu şehre gelirken içimi bir korku kaplamıştı. Ailemden uzaklaşacak olmayı bir kenara bırakırsak, ki bırakmak pek de mümkün değil, avmleri, trafiği ve en çok da 3. nesil kahvecileri özleyeceğimi düşünmüş ve panik olmuştum.

Gideceğimiz şehirdeki en lüks mağazanın LCW olduğunu, kafelerin en iyisinin Simit Sarayı olduğunu düşündükçe zaman nasıl geçecek diye karalar kaplamıştı içimi. Derken nasıl oldu nasıl bitti anlayamadan bu küçük şehirde yaşamaya başladık.

Ben bu küçük şehirde bolca okuyorum şu sıralar. Kitaplığıma sığdıramadığım kitaplarım için yeni bir kitaplık alma düşüncem bile var hatta. Okumak alır götürür ya insanı. Alıp gidiyorum kendimi buralardan. İyi geliyor. Her karakterde kendimi de inceliyorum. Yaşadıklarım, yaşamakta olduklarım ve hayallerim.

 

 

Kahve içiyorum sıkça. Durup düşünmek veya koyu bir sohbet edebilmek için kahveden iyisini tanımıyorum. Ve kahve içerken de okuyorum hep.

Büyük şehrin karmaşası olmadığından mı, yoksa en uzak yerin 5 km. ötede olmasından mı bilmem, sabahları kahvaltı etmeden çıkmıyorum evden. Kahvaltılarım genellikle yalnız da olsa , seviyorum.

Çokça takıp takıştırıyorum ayrıca. Eskiden takı takmayı hiç sevmezdim, son bir yıldır takısız sokağa adım atamıyorum sanki. Bileklikler ve uzun kolyeler en sevdiklerim. Sade bir günü bile şenlendirebiliyorlar.

Eşimle iki tane de diziye başladık. Birisi Sherlock. Nasıl bu kadar geç kaldık bilemiyorum. Sherlock yeteneklerin bende olsaydı ne olurdu sanki 🙂 Sherlock u bölüm sayısı daha az olduğu için bitirdik.

İkinci dizimiz ise; The Bing Bang Theory. Tamamen tesadüf eseri, Digiturk Play de öylesine bakınırken başladık ve şuan 3. sezonuna geldik. Bolca gülüyoruz. Çıtır çerez gibi bir dizi. Gerilimden, entrikadan uzak. How İ Met Your Mother sonrası en sevdiğimiz dizi oldu.

Küçük bir şehire, daha evcimen bir hayata, daha farklı bir yaşama alışmaya çalışan benden haberler böyle. Az, öz, samimi anlar inşa etmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: