Mostar Köprüsü
7 Nisan 2017
O An
12 Nisan 2017

Elif’in Çeyizi

Çeyiz denince dantellerden kahvaltı takımına, patiklerden baharatlık setine kadar bir liste uzanıveriyor aklımızda. Şüphesiz ki çoğumuz hazırlık sürecinde kendimizi kaybedecek kadar dekorasyon mağazalarından çıkamıyoruz. Benim çeyizi hazırlık sürecimde hayli gözü dönmüş, hayli çıldırmış vaziyette geçti. Benim hazırlığım para ver ve al boyutunda iken, annemin ilmek ilmek göz nurunu döktüğü bir hazırlığı olmuştu bunca yıl.

Babam polis olduğu için ben lojman çocuğu olarak büyüdüm. ‘Gurbet’ dediğimiz ancak yaşayanın bildiği hasreti dökerdi annem dantellerine. Bazen ağlar ağlar örerdi, bazen Esra Ceyhan izlerken. Kah ben ödevimi yapardım yanında kah ocakta yemek kaynardı.

Ayın 15’i olunca 6 tane Ören Bayan ip alırlardı babamla birlikte. O yumaklar, annemin parmağına o iplerin dolanmış hali çocukluğumda annem deyince aklıma gelen bariz şeylerden bazıları. Ferdi Tayfur’u da çok sever annem. Ben de severim, evet. Bir miras gibi, bir gönül bağı gibi dinlerim. Sürekli evde dinlendiği içinde bütün şarkılarını ezbere bilirim 🙂

İşte bu nedenlerle dantel çeyizleri atmak, başka birine vermek veya evlenirken hiç getirmemek tuhaf geliyor bana. Bilmiyorum, belki de ben fazla anlam yüklüyor, bağ kuruyorum.

Evimde hemen hemen hiç kullanmıyor da olsam onların orada bir yerde duruyor oluşunu seviyorum. Açtığımda binbir resim uçuşuyor beynimde. Birisinin motifini gizli saklı örmüştü mesela. O zamanlar ‘o model sadece bende olsun’ diye bir arkadaşından kimseye göstermemek şartıyla alabilmişti

. Bir motifin adı ‘3 oda 1 salon’, adını duyunca çok gülmüştük annemle 🙂

Evlenme hazırlığı yaparken artık sandıkların yerini bavullar aldı ya, benim en çok istediklerimden biri sandık olmuştu bu yüzden. Her açtığımda annem koksun diye naftalin yerleştirmem aralarına asla. Annemle dolu anılarımı kilitleyebileceğim bir yol bulmuşum, daha ötesi var mı?