Uzun İnce.
17 Ağustos 2017
Varmak Değil Gitmek
30 Ekim 2017

Benimle bi kahve?

Az önce kahve makinasını çalıştırınca dedim ki bir şeyler yazmalıyım. Yalnız içmeyeyim kahvemi. Oralarda bir yerler de birileri de eşlik etsin bana.

Kahve içerken de konuşalım mı biraz bugünden yarından, umuttan?
Hayatımda yeni başlangıçlar oldu geçen ay. Çok severek, zevkle, mutlulukla yaptığım hemde. Belki ilerleyen zamanlarda bahsederim, ama şuan o vakit değil.

Ağrı küçük bir şehir. Bir başından bir başına araba ile 5 dakika da ulaşabilmek mümkün. Yürüyerek 1 saatte merkeze gidip birer kahve içip dönüyoruz arada. İyi geliyor insana açık hava. Aslında tam bir avm delisiyim ama Ağrı’da avm olmadığı için yeni alışkanlıklar ediniyorum işte kendimce. Yürüyüşe çıktığımız bir gün, çok tanıdığım biri ile karşılaştık. Göz göze gelince çok şaşırdım. Ve görmemezlikten gelinince de.. Demek ki dedim; ‘insan işte..’ Bir iki damla göz yaşı döktüm. Eşim sildi. Kanatlarımızı kıran herkese birer kahve içtik Cumhuriyet caddesinde. Geçmedi ama geçmiş gibi yaptık.

Cumhuriyet caddesi, Ağrı’nın ana caddesi. Trafiğe kapalı bir alan. Kimisi ‘mecburiyet caddesi’ diyor burada. Ama ben seviyorum havasını. Kalabalık halde yürüyen herkesi seviyorum.

İlk geldiğimde hiç alışamayacağım sanmıştım, şimdi kapısını çalıp muhabbet edebildiğim bir kuaförüm bile oldu. İnsanın yuvası neredeyse orası cennet geliyor işte. Başka bir yere sığamıyorsun.

Havalar da iyi gidiyor bu yıl. Geçen yıl 1 Kasım’da lapa lapa kar yağmıştı. Şuan ise güneş vuruyor masama. Akşamları biraz soğuk oluyordu ama kaloriferler yanıyor iki haftadır. Burada bir kafeye gidip iki kişi iki tatlı, iki kahve için en fazla 16-18 tl civarı bir şey ödersiniz. Yaşam oldukça ucuz. Yakıt haricinde bir giderimiz yok denilebilir hatta. Gerçi sebze-meyve sıkıntısı var, hem de oldukça. Örneğin; annemlerin Ankara’da domatese ödediğinin 2-2.5 katını ödüyoruz, çok daha kötü domateslere. Ankara dönüşü babamla annem arabanın arka koltuğuna sebze ve meyve dolduruyorlar, halloluyor :))

Sohbet edelim dedim, Ağrı’nın demografik ve ekonomik yapısına girdim 🙂 Ama aslında blogu bunun için yazmıyor muyum? Anılar için.
Dedim ya; herkesin bir an önce terk etmek istediği bu şehri Enver de ben de ısrarla seviyoruz. ‘Umut’la bağlıyız. O da bize bağlansa, bitecek aslında her şey..

2 Comments

  1. Kelebek etkisi dedi ki:

    Canim geldim ama izleyiciler butonunu bulamadim takibe almak için

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir