Marco Pascha – Ankara
14 Mart 2015
Atina Vol 2
3 Temmuz 2015

Atina Vol 1

Mart ayında yaptığım bir seyahatin yazısı Haziran’da yazılıyor.
Aman Allahım!
Zamanın içinde erittiklerinden mi oldum!
Farklı alfabe kullanan ülkelerde insan bambaşka bir gezegende gibi hissediyor kendini.
Hangi şeklin hangi harf olduğunu bilmemek daha da yabancılaştırıyor sanki beni.

İlk olarak hop on-hop off lar karşılıyor bizi.
Turistlerin çokça tercih ettiği, benim ise pek de sevmediğim.
Bir şehri ayaklarıma kara sular inene kadar gezmekten yana olanlardanım çünkü ben.

Atina sokaklarında bolca seyyar satıcı var.

Üzerlerinde yazan rakamları 3’le çarptınız değil mi?
Çarpmayın, boşverin.
Yoksa gönül rahatlığı ile gezilmez Atina sokakları 🙂

Smitçiler vardı, tıpkı Türkiye’de de olduğu gibi.
Ama bizim simitten çok farklı idiler.

Atina’nın tam da merkezinde Milli Park var.
Şehrin ortasında bu kadar bozulmadan nasıl kalabilmiş diye hayret ediyor insan.
Varna’da da aynı şeyi düşünmüş ve şaşırmıştım.
Ağaçlardaki mandalinalar bile o kadar doğal ki..
Elimde o kadar çok fotoğraf var ki bu parka dair.
Seçmekte zorlandım;

Atina’da turistlerin izlemek için mutlaka uğradıkları bir ana denk geldik.
Hava soğuk olsa da, turistler izlemek için kuyruk oluşturmuştu.
Askerlerin püsküllü şapkaları, ponponlu ayakkabıları oldukça ilginçti.

Sokak aralarında gezmeye başladık sonra;

Yunanlıların ülkelerinde olan krize rağmen gezmeyi, yemeyi, içmeyi ve eğlenmeyi çok sevdiklerini gördük;

 Genellikle restaurantlar sandalyelerini dışarı atmışlardı.
 İçeride küçücük bir alanları varken, dışarıya attıkları masa ve sandalyelerle büyümüştü dükkanları;

Buralarda bir yerlerde yemek yemek için mekan seçmeye çalıştık sonra;

 Nerede ne yedik, bir sonraki postun konusu olsun 🙂
 Sağlıcakla!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir