Üç Kitap
15 Aralık 2016
Kış Alışverişi
8 Ocak 2017

2016.

2016 bitti.

2016 aslında ilk aylarıyla birlikte kayıplar yaşamaya başladığım bir yıl oldu benim için. Sonra Mart ayında ortaya çıkan rahatsızlığım, geçirdiğim ameliyat, ömür boyu kullanmaya devam etmemi gerektirecek bir ilaç.

Sonra Mart – Nisan kariyer kaygıları ile geçen aylar, iş yerinde başımı döndüren ve baş etmekte çok ama çok güçlük çektiğim bir tempo.

Derken Nisan ayının sonlarına doğru evlilik yıl dönümümüzü kutlamak için çıktığımız Balkan turu huzuru. Yeniden şarj olmamı, yeniden ümit tohumları ekmemi sağladı. Uzaktan baktığımda dertlerimin aslında dert olmadığını anladığım o mükemmel günler..

Şimdi bakıyorum da o Mayıs ayında çıktığımız 3 haftalık tatil yılın geri kalanında omuzlarıma binecek yükler için Allahın bana verdiği lütufmuş. Yılın geri kalanında bir gün bile o kadar mutlu olamadım.
Derken tayinler açıklandı. Ve 1000 km. uzaklara gideceğimizi öğrendik. İlk başta kötünün iyisi sevinci, daha sonra neden biz düşünceleri.. Eşya toplama, ailemden ayrılacak olmanın inanılmaz sarsıcı hüznü.. Bambaşka yaşama başlama korkusu.

2016’da çok büyüdüm.

Bundan ötesi ne olabilir dediğim her an bundan ötesi oldu. Ve ben ‘bundan ötesi’ her şeye karşı durabildim. Bu kadar güçlü olduğumu sanmazdım. Yumruk yediğim yerden yıkılırım sanardım, yıkılmadım. Yumruğa sırtımı dönüp başka bir huzur buldum kendime hep.

2016 o kadar zor bir yıldı ki. Emeklerim kayıp gitti benden, insanlar kalkıp gitti yüreğimden, nefes aldığım hava bile bıraktı, bastığım toprak kaydı altımdan.

Tüm bunların aksine eşim ve ailem gerçekten o kadar çok yanımda oldu ki. Onlar olmasa hiçbir şeyi aşamazdım. Yolumu asla bulamazdım. Ki bulamayacağım, yok oluyorum dediğim her an onlar gösterdi yönümü.

2016’da ben genç kadınlıktan tamamen çıkıp olgun bir kadın oldum.

Daha umursamaz, daha vurdumduymaz, daha kesip atabilen birisi oldum mesela. Bana mutluluk vermeyen şeylere kendimi zorlamamayı öğrendim. Zorladığım her şeyin boşa olduğunu gördüm çünkü. Bunu telefon rehberimden, instagram, snapchat hesabıma, buluşup kahve içtiğim hatta selamlaştığım insanlara kadar her yerde uyguladım. Enerjimi emiyorsan yoksun hayatımda, iyi niyetine inanıyorsam her zaman baş üstünde.

Aslında böyle yaptıkça yalnızlaştım. Yalnızlaşınca üzüldüm önce. Çok üzüldüm hatta. Ama bazen bir şeyleri zorlamak kadar yıpratan bir şey yok insanı. Dönüp baktığımda bugün varız yarın yokuz diyebiliyorum çünkü artık.

Eşyalarımla da vedalaştım çokça. Hem taşınırken hem dolap düzenlerken posta posta kıyafet, kitap, ıvır zıvır ayırdım ihtiyacı olanlara vermek üzere. Gardırobumda da yer açtım yeniliklere.

Yediklerimde içtiklerimde bile farklılıklar oldu. Çok sert kahveyi seviyormuşum mesela. Cips aslında hem ruhuma hem bedenime iyi gelmiyormuş. İyi geliyor zannederdim. Evde yemek yapmak daha sağlıklıymış. Fark etmeden 10 kilo vermişim.

Mutluluk içimdeymiş.

2016. Beni büyüten yıl, ağlatan, güldüren, talan eden yıl.

Sayende hoşçakalamadım. Ama sen hoşçakal.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir